İslâm Güzel Ahlâktır

15 Ekim 2009 HfZ_aLi_1990  
Kategori: dini bilgiler

DeÄŸerli Mü’minler!
Bugünkü sohbetimizde güzel ahlâkın dinimizdeki öneminden söz edeceğiz Ahlâk kelimesi Arapça bir kelime olmakla beraber, ifade ettiği mana bizim için açıktır ve insanın iyi veya kötü olarak vasıflandırılmasına sebep olan huy ve davranışlarının bütünüdür
Ahlâkın dinde önemli bir yeri vardır Peygamberimiz Kur’an-ı Kerim’de güzel ahlâkı ile övülmüştür
”(Ey Muhammed) şüphesiz sen yüksek bir ahlâk üzeresin“(1) buyurulmuÅŸtur Peygamberimiz de; “Ben ancak yüksek ahlâkı tamamlamak için gönderildim“(2) demiÅŸtir
Ahlâkın dindeki bu önemli yeri sebebiyledir ki Peygamberimiz insanları, Allah’ı tanımaya ve yalnız O’na ibadet etmeye çağırırken ahlâkî esaslara uymayı da öğütlüyordu Nitekim Peygamberimiz Kabe’yi ziyaret için gelen Yesrip (Medine)lileri Akabe denilen yerde karşılayıp onlara İslamiyeti telkin ettiÄŸi zaman şöyle demiÅŸti:
”Allah’a hiçbir ÅŸeyi ortak koÅŸmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarınızı öldürmemek, kendiliÄŸinizden uyduracağınız hiçbir yalanla kimseye bühtan etmemek, iyi iÅŸi iÅŸlemekte karşı gelmemek üzere bana biat ediniz (yani bana söz veriniz) İçinizde sözünde duran olursa onun ecir ve mükafatı Allah’ın üzerinedir Bu dediklerimden birini yapıp da ondan dolayı dünyada cezaya uÄŸrarsa bu ceza ona keffarettir Bunlardan birini yapıp da yaptığı iÅŸi Allah Teala örterse iÅŸi Allah’a kalır; isterse onu affeder, dilerse ona azap eder“(3)
Kur’an-ı Kerim’de kadınların biati ile ilgili olarak da şöyle buyuruluyor; ”Ey Peygamber, inanmış kadınlar sana gelip, Allah’a hiçbir ÅŸeyi ortak koÅŸmamaları, hırsızlık etmemeleri, zina etmemeleri, çocuklarını öldürmemeleri, elleriyle ayakIarı arasında bir iftira uydurup getirmemeleri(4), iyi bir iÅŸde sana karşı gelmemeleri hususunda sana biat ederlerse onların biatlarını al ve onlar için Allah’tan maÄŸfiret dile Şüphesiz Allah çok bağışlayan çok esirgeyendir“(5)
Görülüyor ki gerek Kur’an-ı Kerim ve gerekse Peygamberimiz, kendisine uymak isteyenlere uyacakları ÅŸartları bildirirken bu ÅŸartlar arasında ahlak ile ilgili hususlar ağırlığı teÅŸkil etmektedir
HabeÅŸistan’a ilk hicret eden müslümanları HabeÅŸ kralı huzuruna çağırıp doÄŸup büyüdükleri ülkeyi niçin terkedip hicret ettiklerini sorduÄŸu zaman muhacirler adına Hz Ali’nin kardeÅŸi Hz Cafer şöyle demiÅŸti:
“Ey hükümdar, biz cehalet içinde yaÅŸayan bir millet idik; putlara tapıyor, laÅŸe yiyorduk, fuhuÅŸ yapıyorduk Akraba ile münasebeti kesiyor, komÅŸuluk haklarına riayet etmiyorduk Kuvvetli olanımız zayıfı eziyordu Biz toplum olarak bu durumda iken Allah Teala bize acıdı lütfederek içimizden birini Peygamber gönderdi Soyu, iffet ve ÅŸerefi hepimizce bilinen birisi 0, bizi Allah’a ibadete çağırıyor, atalarımızın tapınageldikleri aÄŸaç ve taÅŸ parçalarını terketmemizi söylüyordu Bize, doÄŸru söylemeyi, emanete ve akrabalık bağına riayet etmeyi, komÅŸularla güzel geçinmeyi, kan dökmekten sakınmayı; fuhuÅŸtan, yalandan, yetim malı yemekten, namuslu kadınlara iftira etmekten, dil uzatmaktan uzak durmayı bildiriyordu Allah’a ibadet edip ona hiçbir ÅŸeyi ortak koÅŸmamayı emrediyor; namaza, sadaka ve iyiliÄŸe, oruca davet ediyordu Biz de ona inandık, getirdiÄŸi dine uyduk Allah tarafından getirdiklerini tasdik ettik Onun haram dediÄŸini haram bildik, helal dediÄŸini helal tanıdık Bundan dolayı içinde yaÅŸadığımız toplum bize düşman kesildi Bu sebeple hicret ederek ülkenize geldik“(6)
İşte İslâm, getirdiği ahlâk esasları ile ve ahlaka verdiği önemle o günkü toplumu böyle düzeltmişti
Peygamberimiz ahlâkı güzel olan müslüman olmayanlara bile ilgi duyardı Tay Kabilesi Hz Ali tarafından esir alınmış ve esirler Medine’ye getirilmiÅŸti Bu kabilenin cömertliÄŸi ile meÅŸhur ÅŸairi Hatim et-Taî’nin kızı Seffâne de esirler arasında bulunuyordu Bu kadın Peygamberimizin huzuruna çıkarak:
“Ey Muhammet, ben, kavminin efendisi olan Hatim et-Taî’nin kızıyım Babam, iyi ahlak sahibi idi Çoluk çocuÄŸunu korur, köleleri ve esirleri azad eder, acı doyurur, çıplağı giydirir, konuÄŸu ağırlar, yemek yedirir, karşılaÅŸtığı kimselere selam verir, hiçbir ihtiyaç sahibini geri çevirmezdi İşte ben böyle bir adamın kızıyım Babamın hatırı için beni serbest bırak” dedi Peygamberimiz;
“Ne diyorsun, bu saydıkların mü’minlerin nitelikleridir, buyurduktan sonra “Bu kadını serbest bırakın Çünkü bunun babası güzel ahlâkı seviyordu, Allah Teala da güzel ahlâkı sever” buyurdu Orada bulunan Ebû Burde bYenar ayaÄŸa kalkarak:
“Ey Allah’ın Resûlü, Allah Teala güzel ahlâkı seviyor mu? dedi Peygamberimiz: Nefsimi kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, bir kimse Cennete ancak güzel ahlakı sebebiyle girer” buyurdu(7)
Gerçekten Peygamberimiz güzel ahlâka büyük önem verirdi O şöyle buyuruyor:
“Benim katımda en sevimliniz ve kıyamet gününde meclisime en yakınınız ahlâkı en güzel olanınızdır Sizden en sevmediÄŸim ve kıyamet gününde meclisimden en uzakta kalacak olanlar; kibirli kibirli ağız eÄŸerek gösteriÅŸ için lugat parçalayan ve çok konuÅŸan kimselerdir“(8)
Ebu Hureyre (ra) anlatıyor:
Peygamberimize, insanların, cennete girmelerine en çok vesile olan ÅŸeylerden, sorulunca Peygamberimiz: “Allah’tan korkmak ve güzel ahlaktır” buyurmuÅŸtur
İnsanların cehenneme girmelerine en çok sebep olan ÅŸeyler nelerdir? Diye sorulunca, Peygamberimiz; “ağız ve üreme organıdır” buyurmuÅŸtur (9)
Ahlâk İle İman Arasındaki Münasebet
İman ve ibadet esasları ile ahlakî buyrukları kesin çizgilerle birbirinden ayırmak mümkün değildir Sahaları ayrı gibi görünürse de birbirleriyle kaynaşmış durumdadırlar
İmanın olgunluÄŸu ahlakın güzelliÄŸi ile ilgilidir Hz AiÅŸe Validemiz anlatıyor: Peygamberimiz şöyle buyurmuÅŸtur: “İman yönünden müminlerin en olgunu ahlâkı en güzel olanlarıdır En hayırlınız da kadınları için hayırlı olanınızdır(10) Ahlâkın iman ile olan münasebetini ÅŸu hadisi ÅŸerifler çok güzel açıklıyor: Peygamberimiz buyuruyor: “Hiç biriniz, kendisi için arzu ettiÄŸini kardeÅŸi için de arzu etmedikçe iman etmiÅŸ olmaz“(11) Buradaki “İman” dan maksat olgun imandır Yani bir kimsenin olgun manada iman etmiÅŸ olması için kendisine reva gördüğü iyilik ve üstünlükleri din kardeÅŸi için de istemesi; kendisine yapılmasından hoÅŸlanmadığı iÅŸleri din kardeÅŸine yapmaması gerekir Ebû Umame’nin anlattığına göre; yeni müslüman olmuÅŸ bir genç Peygamberimize gelerek:
“Ey Allah’ın Peygamberi, zina etmeme izin ver, onu yapmadan duramıyorum, gibi çirkin bir teklifde bulundu Orada bulunanlar gence döndü ve: “Sus sus, dediler: Peygamberimiz gence dönerek: “YaklaÅŸ”, buyurdu Genç Peygamberimizin yanına yaklaÅŸtı Peygamberimiz “Otur” buyurdu Genç de oturdu Peygamberimiz ile genç arasında ÅŸu konuÅŸma geçti Peygamberimiz:
“Birisi bu iÅŸi annenle yaparsa bundan hoÅŸlanır mısın?” Buyurdu Genç: Hayır, vallahi hoÅŸlanmam, dedi Peygamberimiz:
“İnsanlar da senin gibi anneleri ile birisinin bu iÅŸi yapmasından hoÅŸlanmazlar Kızınla birisi bu iÅŸi yaparsa razı olur musun?
Hayır, vallahi razı olmam
“İnsanlar da senin gibi kızlarının bir baÅŸkası ile bu iÅŸi yapmalarına razı olmazlar Kız kardeÅŸin bir baÅŸkası ile bu iÅŸi yaparsa razı olur musun?
Hayır, vallahi razı olmam
“İnsanlar da kız kardeÅŸlerinin bu iÅŸi yapmalarına razı olmazlar
“Halan bu iÅŸi yaparsa hoÅŸ karşılar mısın?
Hayır, vallahi hoş karşılamam
“İnsanlar da bunu, halaları için hoÅŸ karşılamazlar
“Teyzen bu iÅŸi yaparsa hoÅŸ karşılar mısın?
-Hayır, vallahi hoş karşılamam, dedi
Peygamberimiz: “(Kendin ve yakınların için razı olmadığın bir ÅŸeye baÅŸkaları için nasıl razı olacaksın, buyurdu ve) elini gencin omuzuna koydu ve ona şöyle dua etti: “Allah’ım, bunun günahını bağışla, kalbini bu gibi duygu ve düşüncelerden temizle ve iffetini koru” diye dua etti
Olayı rivayet eden zat diyor ki, genç bundan sonra bu gibi hiçbir şeye iltifat etmedi(l2)
Peygamberimiz, gencin bu çirkin teklifi karşısında onu azarlayıp kovmamış, onu yanına oturtarak yapmak için izin istediği şeyin çirkin olduğu hakkında onu ikna etmiş, sonra da ona dua ederek göndermiştir Genç, ikna olduğu ve Peygamberimizin duasına mazhar olduğu için başkasının iffetine göz dikmemiş ve bu arzu gönlünden silinip gitmiştir
Elbise ticaretiyle meÅŸgul olan ve Hicrî 130 tarihinde vefat eden Muhammet b Mükendir’in 5-10 dirhem deÄŸerinde iki çeÅŸit elbisesi vardı” Kendisinin bulunmadığı bir sırada hizmetçisi 5 dirhemlik elbiseyi on dirheme sattı” Muhammet b Mükendir bunu duyunca elbiseyi alan bedeviyi bütün gün arayarak buldu
Bedeviye: “Yanlışlık oldu, hizmetçim bilmeyerek 5 dirhemlik kumaşı sana 10 dirheme verdi, dedi Bedevi: “Ben razıyım, seni ne ilgilendirir, dedi Muhammet b Mükendir: “Sen razısın ama ben razı deÄŸilim Bana yapılmasına razı olmadığım bir ÅŸeyin sana yapılmasına rıza gösteremem Sen üç şıktan birini seçmekte serbestsin İstersen kumaşı geri verir on dirhemini alırsın, istersen bunun yerine on dirhemlik kumaÅŸtan birini alırsın, istersen aldığın kumaÅŸ sende kalır, fazla verdiÄŸin beÅŸ dirhemi geri alırsın, dedi Bedevi alışkın olmadığı bu dürüstlük karşısında ÅŸaşırdı ve: “KumaÅŸ bende kalsın, beÅŸ dirhemi geri ver, dedi Muhammet b Mükendir de beÅŸ dirhemi kendisine iade etti Bedevi parayı alınca hoÅŸuna gitti ve: “Bu zat kimdi? Diye sordu Bedevi’ye: “Bu zat Muhammet b Mükendir, dediler Bedevî bu ismi duyunca: “Lâilahe İllâllah, biz çölde bu adamın yüzü suyu hürmetine Allah’tan rahmet dileriz, dedi(13) İşte müslüman kendisine yapılmasını uygun görmediÄŸi bir muameleyi din kardeÅŸine yapmayacaktır
Ebû Åžurayh (ra) anlatıyor: “Peygamberimiz bir defa arka arkaya üç defa yemin ederek; ”Vallahi iman etmiÅŸ olmaz, vallahi iman etmiÅŸ olmaz, vallahi iman etmiÅŸ olmaz” buyurdu Orada bulunanlar tarafından; “Ey Allah’ın Peygamberi, bu iman etmiÅŸ olmayan kimdir? diye soruldu Peygamberimiz: “Kim olacak; ÅŸu komÅŸusu haksızlığından, kötülüğünden güven içinde olmayan kimse,” diye cevap verdi(14) İman ile ahlâk arasındaki münasebet, bu hadisi ÅŸeriflerde gayet açık ve anlaşılır bir ÅŸekilde ifade edilmektedir Güzel ahlâk, tam ve olgun imanın belirtisidir
Ahlâk İle İbadet Arasındaki Münasebet

İbadetlerin gayesi, insanı ahlâki olgunluÄŸa eriÅŸtirmektir Nitekim namaz ibadetinden söz edilirken: “Namazı kıl, muhakkak ki, namaz, hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar“(15) buyurulmuÅŸtur İslâmın beÅŸ temel ibadetinden biri olan zekat hakkında da: “Onların mallarından sadaka (zekat) al; bununla onları (günahlardan) temizlersin, onları arıtıp yüceltirsin“(16) buyurulmuÅŸ, zekatın insanı günahlardan temizleyeceÄŸi ve gönüllerindeki hasisliÄŸi de gidereceÄŸi bildirilmiÅŸtir
Peygamberimiz de oruç ibadeti ile ilgili olarak şöyle buyurmuÅŸtur: “Kim ki, yalan söylemeyi ve yalanla iÅŸ yapmayı bırakmazsa, Allah Teala o kimsenin yemesini içmesini bırakmasına (yani oruç tutmasına) deÄŸer vermez“(17) Bir baÅŸka hadisi ÅŸerif de şöyledir: “Mümin güzel ahlakı ile nafile oruç tutup nafile ibadet edenin derecesine eriÅŸir“(18) Ahiret günü kulun amelleri deÄŸerlendirilirken ahlakın baÅŸta yer alacağı Peygamberimiz tarafından ifade edilmiÅŸ ve: “Kıyamet günü mizanda, güzel ahlaktan daha ağır gelecek hiçbir (nafile) ibadet yoktur”(l9) buyurmuÅŸtur
Enes (ra) anlatıyor: Peygamberimiz Ebû Zer ile karşılaÅŸtı ve: “Ebû Zer, diÄŸerlerine göre yükte hafif fakat mizanda ağır gelen iki özelliÄŸi sana bildireyim mi? buyurdu Ebû Zer’in: Evet, bildir ey Allah’ın Resûlü, demesi üzerine Peygamberimiz: “Güzel huylu olmaya çalış ve daima sükutu tercih et Nefsimi kudret elinde bulunduran Allah’a yemin ederim ki, yaratıklar, bunlar gibi deÄŸerli bir amel yapmamışlardır” buyurdu (20)
Yine Peygamberimiz buyuruyor: “Dört ÅŸey sende olduktan sonra dünyadaki kaybından sana bir zarar gelmez Emaneti korumak, doÄŸru söylemek, güzel ahlak ve helal Iokma“(21) İslâm ahlâkının temelini, söz, iÅŸ ve davranışla baÅŸkalarına zarar vermemek, baÅŸkalarını incitmemek ve üzmemek teÅŸkil eder Çünkü Peygamberimiz müslümanı tarif ederken “Müslüman, dilinden, elinden Müslümanların selamette kaldığı (zarar görmediÄŸi) kimsedir” buyurmuÅŸtur(22)
Ebû Hureyre (ra) diyor ki, bir adam Peygamberimize: “Ey Allah’ın Rasûlü, falan kadın çok (nafile) namaz kılar, oruç tutar ve çok sadaka verir Yalnız dili ile komÅŸularını incitir, dedi (ve Peygamberimizin bu kadınla ilgili deÄŸerlendirmesini sordu) Peygamberimiz: “0, Cehennemdedir,” buyurdu Adam: “Ey Allah’ın Resûlü, falan kadın da az (nafile) namaz ve orucu ile anılır ve kendi yaptığı keÅŸ’den bir miktar da sadaka verir Ancak (iyi ahlâkı sebebiyle) komÅŸularına eziyet etmez, dedi (ve bu kadın hakkındaki görüşünü sordu) Peygamberimiz: “İşte o kadın Cennettedir” buyurdu(23)
DeÄŸerli mü’minler, ahlâktan söz edilirken Peygamberimizin Kur’an-ı Kerim’de övülmüş yüksek ahlakından söz etmeden geçmek mümkün müdür? 0, ahlakını Kur’an’dan almış, bütün iyilik ve güzellikleri kendisinde toplamıştı Hz AiÅŸe validemiz, Peygamberimizin ahlâkının nasıl olduÄŸu sorulduÄŸunda; “Onun ahlâkı Kur’an idi” demiÅŸtir(24) Peygamberimizin ahlâkını bir konuÅŸmada anlatmak mümkün deÄŸildir Ancak Onun ahlâkı hakkında genel bir bilgi edinmek için onun iki eÅŸi Hz Hatice ile Hz AiÅŸe’nin ve onun tarafından yetiÅŸtirilen Hz Ali’nin bu konudaki sözlerini nakletmek yararlı olacaktır
Peygamberimiz, ilk eÅŸi Hz Hatice ile Peygamber olmadan çok önce yirmibeÅŸ yaşında iken evlenmiÅŸti Peygamberimize ilk vahiy geldiÄŸi zaman çok korkmuÅŸtu Hz Hatice kendisini teselli ederek ona şöyle demiÅŸti Allah Teala hiçbir vakit seni utandırmayacaktır Çünkü sen akrabalarınla iyi münasebette bulunursun, borçluların borcunu ödersin, yoksullara yardım edersin, misafirleri ağırlarsın, doÄŸruları desteklersin, muhtaçların yardımına koÅŸar, yüklerini hafifletmeye çalışırsın Böyle kulunu Allah utandırmaz“(25) Hz AiÅŸe ise Peygamberimizle ilgili ÅŸu sözleri söylemiÅŸtir ”Peygamberimiz kimseyi azarlamazdı Kendisine fenalık edenlere fenalıkla karşılık vermez, onları bağışlardı İki iÅŸde serbest bırakıldığı zaman günah olmadıkça onların kolayını seçerdi O ÅŸey günah olursa ondan insanların en uzak kalanı o idi Åžahsına yapılan fenalığın intikamını almazdı, ancak suç iÅŸleyene hakettiÄŸi cezayı verirdi” (26) Bir gün Hz Hüseyin babası Hz Ali’den Peygamberimizin ahlâkını anlatmasını istemiÅŸti Hz Ali oÄŸluna Peygamberimizin ahlâkını şöyle anlattı: “Peygamberimiz güler yüzlü, güzel huylu, nazik kalbli idi Hiçbir vakit sert veya dar kafalı deÄŸildi AÄŸzından hiçbir müstehcen kelime çıkmazdı BaÅŸkalarının tavır ve hareketlerini eleÅŸtirmez veya kötülemezdi SevmediÄŸi bir hareket karşısında bir ÅŸey söylemez ve onunla ilgilenmezdi Åžayet böyle bir harekette bulunan kimse kendi hareketinin uygun bulunmasını isteyecek olursa o kimseyi azarlamadan, kalbini kırmadan bundan vazgeçer, yahut susarak bundan hoÅŸlanmadığını o kimseye üstü kapalı anlatmak isterdi” Peygamberimiz kendisi için üç ÅŸeyden sakınırdı:
1) Tartışma ve çekişme 2) Lüzumundan fazla söz söylemek 3) Kendisini ilgilendirmeyen işlerle meşgul olmak
Başkaları için de üç şeyden uzak dururdu 1- Kimseyi eleştirmez 2- Kimseye hakarette bulunmaz 3- Başkalarının sırlarına, gizli hallerine muttali olmak istemezdi
Peygamberimiz söylediği zaman bütün ashap susar, başlarını eğerek onu dinlerlerdi Herkes bir şeye güldü mü o sadece gülümserdi Şayet bir yabancı saygısızlık yaparak Peygamberimize kabaca bir söz söyleyecek olursa Peygamberimiz onu sabır ve sükünetle dinlerdi Peygamberimiz kendisinin övülmesini dinlemeyi sevmezdi Biri, gördüğü iyilikten dolayı ona teşekkür edecek olursa, onun teşekkürünü kabul ederdi Peygamberimiz kimsenin sözünü kesmezdi
Peygamberimiz, son derece cömert; özü, sözü doÄŸru, temiz, nazik kalbli, hoÅŸ sohbet birisi idi Onunla arkadaÅŸlık edenler, Ona hayran olurlardı“(27)
İşte her konuda olduÄŸu gibi ahlak konusunda da örnek alacağımız, Peygamberimizdir Zaten Kur’an-ı Kerim Onu örnek almamızı emretmektedir
Değerli müminler!
Muaz b Cebel’in ÅŸu sözü ile konuÅŸmamızı tamamlıyorum Muaz şöyle demiÅŸtir: “Yemen’e vali olarak giderken ayağımı özengiye koyduÄŸum sırada Peygamberimizin bana son öğüdü: “Muaz b Cebel! İnsanlara karşı ahlâkını güzelleÅŸtir” olmuÅŸtur(28)
———————-
1- Kalem, 4
2- Muvatta, Hüsnu’I-Hulûk, 8
3- Buharî, İman,11
4- ”Elleri ile ayakları arasında bir iftira uydurmamak” demek, gayr-ı meÅŸrû bir çocuk dünya ya getirip onu kocasına nisbet ederek iftira etmemek, demektir
5- Saf, 12
6- İbn Hişam,c1, S 336
7- İbn Kesir, el-Bidâye,11/213
8- Tirmizî, Birr, 71
9- Tirmizî, Birr, 62
10- Tirmizi, Rıda11
11- Buharî, İman, 7; Müslim, İman, 17
12- Ahmed b Hanbel, V/256-257
13- Gazâli, İhyau Ulûmid-Din, 2/68
14- Buharî, Edep, 29
15- Ankebût, 45
16- Tevbe, 103
17- Buharî Savm, 8
18- Ebû Davut, Edep, 8
19- Tirmizî, Birr, 62; Ebû Dâvûd, Edep, 8
20- Mecmau’z-Zevâid ve Menbau’I-Fevaid, C8, s22 (Hadisi Ebû Ya’la ve Taberânî Evsat’ında rivayet etmiÅŸlerdir)
21- et-Tergib ve’t-Terhib, III/289 (Hadisi, Ahmed, Taberâni ve Beyhakî rivayet etmiÅŸlerdir)
22- Buhari, İman,4; Müslim, İman, 14
23- Ahmed b Hanbel
24- Müslim, Musafirûn, 139
25- Buhari Kitabu Bed’il-vahiy, 1
26- Buharî, Menakıp, 23; Müslim, Fedail, 20
27- İslâm Tarihi, Asr-ı Saadet, c2, s873-874
28- İmam Malik, Muvatta, Hüsnü’I-Hulûk 1

~ Uyari: Sitemiz Diyanet isleri Baskanligi Tarafin'dan Aylik Gozetimin'den Gecmektedir Yorumlarinizi Yaparken Seviyeli Olmaya Ozem Gostelim Lutfen. islami sohbet - dini sohbet - islam Sohbet - islami Sohbet - islami Forum - İslami Sohbet - Musluman - islam - chat - islami sohbet - Sohbet - islami Chat - dini Sohbet -