İslâm Güzel Ahlâktır
15 Ekim 2009 HfZ_aLi_1990
Kategori: dini bilgiler
DeÄŸerli Mü’minler!
Bugünkü sohbetimizde güzel ahlâkın dinimizdeki öneminden söz edeceğiz
Ahlâk kelimesi Arapça bir kelime olmakla beraber, ifade ettiği mana bizim için açıktır ve insanın iyi veya kötü olarak vasıflandırılmasına sebep olan huy ve davranışlarının bütünüdür
Ahlâkın dinde önemli bir yeri vardır
Peygamberimiz Kur’an-ı Kerim’de güzel ahlâkı ile övülmüştür
”(Ey Muhammed) şüphesiz sen yüksek bir ahlâk üzeresin
“(1) buyurulmuÅŸtur
Peygamberimiz de; “Ben ancak yüksek ahlâkı tamamlamak için gönderildim
“(2) demiÅŸtir
Ahlâkın dindeki bu önemli yeri sebebiyledir ki Peygamberimiz insanları, Allah’ı tanımaya ve yalnız O’na ibadet etmeye çağırırken ahlâkî esaslara uymayı da öğütlüyordu
Nitekim Peygamberimiz Kabe’yi ziyaret için gelen Yesrip (Medine)lileri Akabe denilen yerde karşılayıp onlara İslamiyeti telkin ettiÄŸi zaman şöyle demiÅŸti:
”Allah’a hiçbir ÅŸeyi ortak koÅŸmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarınızı öldürmemek, kendiliÄŸinizden uyduracağınız hiçbir yalanla kimseye bühtan etmemek, iyi iÅŸi iÅŸlemekte karşı gelmemek üzere bana biat ediniz (yani bana söz veriniz)
İçinizde sözünde duran olursa onun ecir ve mükafatı Allah’ın üzerinedir
Bu dediklerimden birini yapıp da ondan dolayı dünyada cezaya uğrarsa bu ceza ona keffarettir
Bunlardan birini yapıp da yaptığı iÅŸi Allah Teala örterse iÅŸi Allah’a kalır; isterse onu affeder, dilerse ona azap eder
“(3)
Kur’an-ı Kerim’de kadınların biati ile ilgili olarak da şöyle buyuruluyor; ”Ey Peygamber, inanmış kadınlar sana gelip, Allah’a hiçbir ÅŸeyi ortak koÅŸmamaları, hırsızlık etmemeleri, zina etmemeleri, çocuklarını öldürmemeleri, elleriyle ayakIarı arasında bir iftira uydurup getirmemeleri(4), iyi bir iÅŸde sana karşı gelmemeleri hususunda sana biat ederlerse onların biatlarını al ve onlar için Allah’tan maÄŸfiret dile
Şüphesiz Allah çok bağışlayan çok esirgeyendir
“(5)
Görülüyor ki gerek Kur’an-ı Kerim ve gerekse Peygamberimiz, kendisine uymak isteyenlere uyacakları ÅŸartları bildirirken bu ÅŸartlar arasında ahlak ile ilgili hususlar ağırlığı teÅŸkil etmektedir
HabeÅŸistan’a ilk hicret eden müslümanları HabeÅŸ kralı huzuruna çağırıp doÄŸup büyüdükleri ülkeyi niçin terkedip hicret ettiklerini sorduÄŸu zaman muhacirler adına Hz
Ali’nin kardeÅŸi Hz
Cafer şöyle demişti:
“Ey hükümdar, biz cehalet içinde yaÅŸayan bir millet idik; putlara tapıyor, laÅŸe yiyorduk, fuhuÅŸ yapıyorduk
Akraba ile münasebeti kesiyor, komşuluk haklarına riayet etmiyorduk
Kuvvetli olanımız zayıfı eziyordu
Biz toplum olarak bu durumda iken Allah Teala bize acıdı lütfederek içimizden birini Peygamber gönderdi
Soyu, iffet ve ÅŸerefi hepimizce bilinen birisi
0, bizi Allah’a ibadete çağırıyor, atalarımızın tapınageldikleri aÄŸaç ve taÅŸ parçalarını terketmemizi söylüyordu
Bize, doğru söylemeyi, emanete ve akrabalık bağına riayet etmeyi, komşularla güzel geçinmeyi, kan dökmekten sakınmayı; fuhuştan, yalandan, yetim malı yemekten, namuslu kadınlara iftira etmekten, dil uzatmaktan uzak durmayı bildiriyordu
Allah’a ibadet edip ona hiçbir ÅŸeyi ortak koÅŸmamayı emrediyor; namaza, sadaka ve iyiliÄŸe, oruca davet ediyordu
Biz de ona inandık, getirdiği dine uyduk
Allah tarafından getirdiklerini tasdik ettik
Onun haram dediğini haram bildik, helal dediğini helal tanıdık
Bundan dolayı içinde yaşadığımız toplum bize düşman kesildi
Bu sebeple hicret ederek ülkenize geldik
“(6)
İşte İslâm, getirdiği ahlâk esasları ile ve ahlaka verdiği önemle o günkü toplumu böyle düzeltmişti
Peygamberimiz ahlâkı güzel olan müslüman olmayanlara bile ilgi duyardı
Tay Kabilesi Hz
Ali tarafından esir alınmış ve esirler Medine’ye getirilmiÅŸti
Bu kabilenin cömertliÄŸi ile meÅŸhur ÅŸairi Hatim et-Taî’nin kızı Seffâne de esirler arasında bulunuyordu
Bu kadın Peygamberimizin huzuruna çıkarak:
“Ey Muhammet, ben, kavminin efendisi olan Hatim et-Taî’nin kızıyım
Babam, iyi ahlak sahibi idi
Çoluk çocuğunu korur, köleleri ve esirleri azad eder, acı doyurur, çıplağı giydirir, konuğu ağırlar, yemek yedirir, karşılaştığı kimselere selam verir, hiçbir ihtiyaç sahibini geri çevirmezdi
İşte ben böyle bir adamın kızıyım
Babamın hatırı için beni serbest bırak” dedi
Peygamberimiz;
“Ne diyorsun, bu saydıkların mü’minlerin nitelikleridir, buyurduktan sonra
“Bu kadını serbest bırakın
Çünkü bunun babası güzel ahlâkı seviyordu, Allah Teala da güzel ahlâkı sever” buyurdu
Orada bulunan Ebû Burde b
Yenar ayaÄŸa kalkarak:
“Ey Allah’ın Resûlü, Allah Teala güzel ahlâkı seviyor mu? dedi
Peygamberimiz: Nefsimi kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, bir kimse Cennete ancak güzel ahlakı sebebiyle girer” buyurdu
(7)
Gerçekten Peygamberimiz güzel ahlâka büyük önem verirdi
O şöyle buyuruyor:
“Benim katımda en sevimliniz ve kıyamet gününde meclisime en yakınınız ahlâkı en güzel olanınızdır
Sizden en sevmediğim ve kıyamet gününde meclisimden en uzakta kalacak olanlar; kibirli kibirli ağız eğerek gösteriş için lugat parçalayan ve çok konuşan kimselerdir
“(8)
Ebu Hureyre (r
a
) anlatıyor:
Peygamberimize, insanların, cennete girmelerine en çok vesile olan ÅŸeylerden, sorulunca Peygamberimiz: “Allah’tan korkmak ve güzel ahlaktır
” buyurmuÅŸtur
İnsanların cehenneme girmelerine en çok sebep olan ÅŸeyler nelerdir? Diye sorulunca, Peygamberimiz; “ağız ve üreme organıdır” buyurmuÅŸtur
(9)
Ahlâk İle İman Arasındaki Münasebet
İman ve ibadet esasları ile ahlakî buyrukları kesin çizgilerle birbirinden ayırmak mümkün değildir
Sahaları ayrı gibi görünürse de birbirleriyle kaynaşmış durumdadırlar
İmanın olgunluğu ahlakın güzelliği ile ilgilidir
Hz
AiÅŸe Validemiz anlatıyor: Peygamberimiz şöyle buyurmuÅŸtur: “İman yönünden müminlerin en olgunu ahlâkı en güzel olanlarıdır
En hayırlınız da kadınları için hayırlı olanınızdır
(10) Ahlâkın iman ile olan münasebetini ÅŸu hadisi ÅŸerifler çok güzel açıklıyor: Peygamberimiz buyuruyor: “Hiç biriniz, kendisi için arzu ettiÄŸini kardeÅŸi için de arzu etmedikçe iman etmiÅŸ olmaz
“(11) Buradaki “İman” dan maksat olgun imandır
Yani bir kimsenin olgun manada iman etmiş olması için kendisine reva gördüğü iyilik ve üstünlükleri din kardeşi için de istemesi; kendisine yapılmasından hoşlanmadığı işleri din kardeşine yapmaması gerekir
Ebû Umame’nin anlattığına göre; yeni müslüman olmuÅŸ bir genç Peygamberimize gelerek:
“Ey Allah’ın Peygamberi, zina etmeme izin ver, onu yapmadan duramıyorum, gibi çirkin bir teklifde bulundu
Orada bulunanlar gence döndü ve: “Sus sus, dediler: Peygamberimiz gence dönerek: “YaklaÅŸ”, buyurdu
Genç Peygamberimizin yanına yaklaştı
Peygamberimiz
“Otur” buyurdu
Genç de oturdu
Peygamberimiz ile genç arasında şu konuşma geçti
Peygamberimiz:
“Birisi bu iÅŸi annenle yaparsa bundan hoÅŸlanır mısın?” Buyurdu
Genç: Hayır, vallahi hoşlanmam, dedi
Peygamberimiz:
“İnsanlar da senin gibi anneleri ile birisinin bu iÅŸi yapmasından hoÅŸlanmazlar
Kızınla birisi bu işi yaparsa razı olur musun?
Hayır, vallahi razı olmam
“İnsanlar da senin gibi kızlarının bir baÅŸkası ile bu iÅŸi yapmalarına razı olmazlar
Kız kardeşin bir başkası ile bu işi yaparsa razı olur musun?
Hayır, vallahi razı olmam
“İnsanlar da kız kardeÅŸlerinin bu iÅŸi yapmalarına razı olmazlar
“Halan bu iÅŸi yaparsa hoÅŸ karşılar mısın?
Hayır, vallahi hoş karşılamam
“İnsanlar da bunu, halaları için hoÅŸ karşılamazlar
“Teyzen bu iÅŸi yaparsa hoÅŸ karşılar mısın?
-Hayır, vallahi hoş karşılamam, dedi
Peygamberimiz: “(Kendin ve yakınların için razı olmadığın bir ÅŸeye baÅŸkaları için nasıl razı olacaksın, buyurdu ve) elini gencin omuzuna koydu ve ona şöyle dua etti: “Allah’ım, bunun günahını bağışla, kalbini bu gibi duygu ve düşüncelerden temizle ve iffetini koru” diye dua etti
Olayı rivayet eden zat diyor ki, genç bundan sonra bu gibi hiçbir şeye iltifat etmedi
(l2)
Peygamberimiz, gencin bu çirkin teklifi karşısında onu azarlayıp kovmamış, onu yanına oturtarak yapmak için izin istediği şeyin çirkin olduğu hakkında onu ikna etmiş, sonra da ona dua ederek göndermiştir
Genç, ikna olduğu ve Peygamberimizin duasına mazhar olduğu için başkasının iffetine göz dikmemiş ve bu arzu gönlünden silinip gitmiştir
Elbise ticaretiyle meşgul olan ve Hicrî 130 tarihinde vefat eden Muhammet b
Mükendir’in 5-10 dirhem deÄŸerinde iki çeÅŸit elbisesi vardı” Kendisinin bulunmadığı bir sırada hizmetçisi 5 dirhemlik elbiseyi on dirheme sattı
” Muhammet b
Mükendir bunu duyunca elbiseyi alan bedeviyi bütün gün arayarak buldu
Bedeviye: “Yanlışlık oldu, hizmetçim bilmeyerek 5 dirhemlik kumaşı sana 10 dirheme verdi, dedi
Bedevi: “Ben razıyım, seni ne ilgilendirir, dedi
Muhammet b
Mükendir: “Sen razısın ama ben razı deÄŸilim
Bana yapılmasına razı olmadığım bir şeyin sana yapılmasına rıza gösteremem
Sen üç şıktan birini seçmekte serbestsin
İstersen kumaşı geri verir on dirhemini alırsın, istersen bunun yerine on dirhemlik kumaştan birini alırsın, istersen aldığın kumaş sende kalır, fazla verdiğin beş dirhemi geri alırsın, dedi
Bedevi alışkın olmadığı bu dürüstlük karşısında ÅŸaşırdı ve: “KumaÅŸ bende kalsın, beÅŸ dirhemi geri ver, dedi
Muhammet b
Mükendir de beş dirhemi kendisine iade etti
Bedevi parayı alınca hoÅŸuna gitti ve: “Bu zat kimdi? Diye sordu Bedevi’ye: “Bu zat Muhammet b
Mükendir, dediler
Bedevî bu ismi duyunca: “Lâilahe İllâllah, biz çölde bu adamın yüzü suyu hürmetine Allah’tan rahmet dileriz, dedi
(13) İşte müslüman kendisine yapılmasını uygun görmediği bir muameleyi din kardeşine yapmayacaktır
Ebû Şurayh (r
a
) anlatıyor: “Peygamberimiz bir defa arka arkaya üç defa yemin ederek; ”Vallahi iman etmiÅŸ olmaz, vallahi iman etmiÅŸ olmaz, vallahi iman etmiÅŸ olmaz” buyurdu
Orada bulunanlar tarafından; “Ey Allah’ın Peygamberi, bu iman etmiÅŸ olmayan kimdir? diye soruldu
Peygamberimiz: “Kim olacak; ÅŸu komÅŸusu haksızlığından, kötülüğünden güven içinde olmayan kimse,” diye cevap verdi
(14) İman ile ahlâk arasındaki münasebet, bu hadisi şeriflerde gayet açık ve anlaşılır bir şekilde ifade edilmektedir
Güzel ahlâk, tam ve olgun imanın belirtisidir
Ahlâk İle İbadet Arasındaki Münasebet
İbadetlerin gayesi, insanı ahlâki olgunluğa eriştirmektir
Nitekim namaz ibadetinden söz edilirken: “Namazı kıl, muhakkak ki, namaz, hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar
“(15) buyurulmuÅŸtur
İslâmın beÅŸ temel ibadetinden biri olan zekat hakkında da: “Onların mallarından sadaka (zekat) al; bununla onları (günahlardan) temizlersin, onları arıtıp yüceltirsin
“(16) buyurulmuÅŸ, zekatın insanı günahlardan temizleyeceÄŸi ve gönüllerindeki hasisliÄŸi de gidereceÄŸi bildirilmiÅŸtir
Peygamberimiz de oruç ibadeti ile ilgili olarak şöyle buyurmuÅŸtur: “Kim ki, yalan söylemeyi ve yalanla iÅŸ yapmayı bırakmazsa, Allah Teala o kimsenin yemesini içmesini bırakmasına (yani oruç tutmasına) deÄŸer vermez
“(17) Bir baÅŸka hadisi ÅŸerif de şöyledir: “Mümin güzel ahlakı ile nafile oruç tutup nafile ibadet edenin derecesine eriÅŸir
“(18) Ahiret günü kulun amelleri deÄŸerlendirilirken ahlakın baÅŸta yer alacağı Peygamberimiz tarafından ifade edilmiÅŸ ve: “Kıyamet günü mizanda, güzel ahlaktan daha ağır gelecek hiçbir (nafile) ibadet yoktur”(l9) buyurmuÅŸtur
Enes (r
a
) anlatıyor: Peygamberimiz Ebû Zer ile karşılaÅŸtı ve: “Ebû Zer, diÄŸerlerine göre yükte hafif fakat mizanda ağır gelen iki özelliÄŸi sana bildireyim mi? buyurdu
Ebû Zer’in: Evet, bildir ey Allah’ın Resûlü, demesi üzerine Peygamberimiz: “Güzel huylu olmaya çalış ve daima sükutu tercih et
Nefsimi kudret elinde bulunduran Allah’a yemin ederim ki, yaratıklar, bunlar gibi deÄŸerli bir amel yapmamışlardır” buyurdu
(20)
Yine Peygamberimiz buyuruyor: “Dört ÅŸey sende olduktan sonra dünyadaki kaybından sana bir zarar gelmez
Emaneti korumak, doğru söylemek, güzel ahlak ve helal Iokma
“(21) İslâm ahlâkının temelini, söz, iÅŸ ve davranışla baÅŸkalarına zarar vermemek, baÅŸkalarını incitmemek ve üzmemek teÅŸkil eder
Çünkü Peygamberimiz müslümanı tarif ederken “Müslüman, dilinden, elinden Müslümanların selamette kaldığı (zarar görmediÄŸi) kimsedir” buyurmuÅŸtur
(22)
Ebû Hureyre (r
a
) diyor ki, bir adam Peygamberimize: “Ey Allah’ın Rasûlü, falan kadın çok (nafile) namaz kılar, oruç tutar ve çok sadaka verir
Yalnız dili ile komÅŸularını incitir, dedi (ve Peygamberimizin bu kadınla ilgili deÄŸerlendirmesini sordu) Peygamberimiz: “0, Cehennemdedir,” buyurdu
Adam: “Ey Allah’ın Resûlü, falan kadın da az (nafile) namaz ve orucu ile anılır ve kendi yaptığı keÅŸ’den bir miktar da sadaka verir
Ancak (iyi ahlâkı sebebiyle) komşularına eziyet etmez, dedi (ve bu kadın hakkındaki görüşünü sordu
) Peygamberimiz: “İşte o kadın Cennettedir” buyurdu
(23)
DeÄŸerli mü’minler, ahlâktan söz edilirken Peygamberimizin Kur’an-ı Kerim’de övülmüş yüksek ahlakından söz etmeden geçmek mümkün müdür? 0, ahlakını Kur’an’dan almış, bütün iyilik ve güzellikleri kendisinde toplamıştı
Hz
AiÅŸe validemiz, Peygamberimizin ahlâkının nasıl olduÄŸu sorulduÄŸunda; “Onun ahlâkı Kur’an idi” demiÅŸtir
(24) Peygamberimizin ahlâkını bir konuşmada anlatmak mümkün değildir
Ancak Onun ahlâkı hakkında genel bir bilgi edinmek için onun iki eşi Hz
Hatice ile Hz
AiÅŸe’nin ve onun tarafından yetiÅŸtirilen Hz
Ali’nin bu konudaki sözlerini nakletmek yararlı olacaktır
Peygamberimiz, ilk eÅŸi Hz
Hatice ile Peygamber olmadan çok önce yirmibeş yaşında iken evlenmişti
Peygamberimize ilk vahiy geldiği zaman çok korkmuştu
Hz
Hatice kendisini teselli ederek ona şöyle demişti
Allah Teala hiçbir vakit seni utandırmayacaktır
Çünkü sen akrabalarınla iyi münasebette bulunursun, borçluların borcunu ödersin, yoksullara yardım edersin, misafirleri ağırlarsın, doğruları desteklersin, muhtaçların yardımına koşar, yüklerini hafifletmeye çalışırsın
Böyle kulunu Allah utandırmaz
“(25) Hz
Aişe ise Peygamberimizle ilgili şu sözleri söylemiştir
”Peygamberimiz kimseyi azarlamazdı
Kendisine fenalık edenlere fenalıkla karşılık vermez, onları bağışlardı
İki işde serbest bırakıldığı zaman günah olmadıkça onların kolayını seçerdi
O şey günah olursa ondan insanların en uzak kalanı o idi
Şahsına yapılan fenalığın intikamını almazdı, ancak suç işleyene hakettiği cezayı verirdi
” (26) Bir gün Hz
Hüseyin babası Hz
Ali’den Peygamberimizin ahlâkını anlatmasını istemiÅŸti
Hz
Ali oÄŸluna Peygamberimizin ahlâkını şöyle anlattı: “Peygamberimiz güler yüzlü, güzel huylu, nazik kalbli idi
Hiçbir vakit sert veya dar kafalı değildi
Ağzından hiçbir müstehcen kelime çıkmazdı
Başkalarının tavır ve hareketlerini eleştirmez veya kötülemezdi
Sevmediği bir hareket karşısında bir şey söylemez ve onunla ilgilenmezdi
Şayet böyle bir harekette bulunan kimse kendi hareketinin uygun bulunmasını isteyecek olursa o kimseyi azarlamadan, kalbini kırmadan bundan vazgeçer, yahut susarak bundan hoşlanmadığını o kimseye üstü kapalı anlatmak isterdi
” Peygamberimiz kendisi için üç ÅŸeyden sakınırdı:
1) Tartışma ve çekişme 2) Lüzumundan fazla söz söylemek
3) Kendisini ilgilendirmeyen iÅŸlerle meÅŸgul olmak
Başkaları için de üç şeyden uzak dururdu
1- Kimseyi eleÅŸtirmez
2- Kimseye hakarette bulunmaz
3- Başkalarının sırlarına, gizli hallerine muttali olmak istemezdi
Peygamberimiz söylediği zaman bütün ashap susar, başlarını eğerek onu dinlerlerdi
Herkes bir şeye güldü mü o sadece gülümserdi
Şayet bir yabancı saygısızlık yaparak Peygamberimize kabaca bir söz söyleyecek olursa Peygamberimiz onu sabır ve sükünetle dinlerdi
Peygamberimiz kendisinin övülmesini dinlemeyi sevmezdi
Biri, gördüğü iyilikten dolayı ona teşekkür edecek olursa, onun teşekkürünü kabul ederdi
Peygamberimiz kimsenin sözünü kesmezdi
Peygamberimiz, son derece cömert; özü, sözü doğru, temiz, nazik kalbli, hoş sohbet birisi idi
Onunla arkadaşlık edenler, Ona hayran olurlardı
“(27)
İşte her konuda olduğu gibi ahlak konusunda da örnek alacağımız, Peygamberimizdir
Zaten Kur’an-ı Kerim Onu örnek almamızı emretmektedir
Değerli müminler!
Muaz b
Cebel’in ÅŸu sözü ile konuÅŸmamızı tamamlıyorum
Muaz şöyle demiÅŸtir: “Yemen’e vali olarak giderken ayağımı özengiye koyduÄŸum sırada Peygamberimizin bana son öğüdü: “Muaz b
Cebel! İnsanlara karşı ahlâkını güzelleştir
” olmuÅŸtur
(28)
———————-
1- Kalem, 4
2- Muvatta, Hüsnu’I-Hulûk, 8
3- Buharî, İman,11
4- ”Elleri ile ayakları arasında bir iftira uydurmamak” demek, gayr-ı meÅŸrû bir çocuk dünya ya getirip onu kocasına nisbet ederek iftira etmemek, demektir
5- Saf, 12
6- İbn Hişam,c
1, S
336
7- İbn Kesir, el-Bidâye,11/213
8- Tirmizî, Birr, 71
9- Tirmizî, Birr, 62
10- Tirmizi, Rıda
11
11- Buharî, İman, 7; Müslim, İman, 17
12- Ahmed b
Hanbel, V/256-257
13- Gazâli, İhyau Ulûmid-Din, 2/68
14- Buharî, Edep, 29
15- Ankebût, 45
16- Tevbe, 103
17- Buharî Savm, 8
18- Ebû Davut, Edep, 8
19- Tirmizî, Birr, 62; Ebû Dâvûd, Edep, 8
20- Mecmau’z-Zevâid ve Menbau’I-Fevaid, C
8, s
22 (Hadisi Ebû Ya’la ve Taberânî Evsat’ında rivayet etmiÅŸlerdir
)
21- et-Tergib ve’t-Terhib, III/289
(Hadisi, Ahmed, Taberâni ve Beyhakî rivayet etmişlerdir)
22- Buhari, İman,4; Müslim, İman, 14
23- Ahmed b
Hanbel
24- Müslim, Musafirûn, 139
25- Buhari Kitabu Bed’il-vahiy, 1
26- Buharî, Menakıp, 23; Müslim, Fedail, 20
27- İslâm Tarihi, Asr-ı Saadet, c
2, s
873-874
28- İmam Malik, Muvatta, Hüsnü’I-Hulûk
1

