ÇOCUKLARIN HAK ve BAKIMLARINDAKİ EŞİTLİK
18 Ekim 2009 HfZ_aLi_1990
Kategori: aile
4 – ÇOCUKLARIN HAK ve BAKIMLARINDAKİ EŞİTLİK
     İslâm, kız çocuklarını ve onları doğuran kadınları uğursuz ve yeni doğan kız çocuklarını uğursuzluk ve ayıp sayanlarla mücadele etmekte ve böyleleri takbih etmektedir.
     Kız çocukların doğumunu kötü gören ve diri diri topraklara kumlara gömenler câhiliyyet devrinin müşriklerinde ve pek çok milletlerde görülmüştür. Bazı garp milletleri de aynı düşünceye sahiptirler.
     Kız çocuÄŸu ile erkek çocuÄŸun, dolayısıyla kadınla erkeÄŸin arasında insana ve İslâm’a yâraÅŸmayan bu kötü ayırım ve hareket ilâhi hükümle şöyle takbih edilmektedir;
     ”Onlardan birine kız (doÄŸumu) müjdesi verilince, kendisi pek öfkeli olarak yüzü simsiyah kesilir.
     -Verilen müjdenin tesiriyle kavmden gizlenir, O (doÄŸan)’ı (saÄŸ bırakıp) hakâretle mi tutacak, yoksa onu. topraÄŸa mı gömecek (kendi kendine düşünür). Bak hükmede geldikleri (bu) ÅŸet ne kötüdür.” (Nahl Suresi, 58,59)
     ”Diri diri gömülen kızın hangi suç (ların) dan dolayı, öldürüldüğü sorulduÄŸu zaman” (Tekvir Suresi, ![]()
     Cahiliye. devrinde ki araplar, aç kalmak endişesiyle, yâhut utançlarından dolayı doğan kız çocuklarını diri diri toprağa gömmeleri bir cinayet ve cürüm olması hasebiyle kıyâmette ondan sual ve hesaba çekilecekleri, beyan ediliyor.
     Hz. Peygamberimiz (S.A.V) Bir Hadis-i Şeriflerinde mealen şöyle buyuruyor:
     ”Bir kimsenin kız çocuÄŸu olur da, o çocuÄŸu diri olarak topraÄŸa gömmez (veya sü’i kasdle öldürülmez) hakâret ve ihânet etmezse ve oÄŸlan çocuÄŸunu ona tercih, etmezse, Allah-ü Tealâ o kimseyi Cennet’e katar.” (Ebu Davut)
     Bu hadis-i Şerif de, erkekle kadının insanlık ve şeref bakımından aynı mertebede olduğunu beyan etmektedir.
ÎMANA, İTAAT ve İBADETE MUHATAP OLMADA EŞİTLİK
18 Ekim 2009 HfZ_aLi_1990
Kategori: aile
3 – ÃŽMANA, İTAAT ve İBADETE MUHATAP OLMADA EŞİTLİK :
     İmana, itâat ve ibadete ehil olmak ve iyilik işlerse cennet, kötülük işlerse cezalandırmak ve cehenneme müstahaklık hususunda kadınlarda erkekler gibidir.
     İbâdetin farziyeti bakımından kadınların erkeklerle müsavilikleri var ise de, bu. ibadetin yapılışı bakımından noksan oldukları taraflar mevcuttur. Bazı farklar ilerde bahsedilecektir.
     İmana, ibadet ve itâata ehil olmaları ve iyilik işlediklerinde cennette, kötülük işlediklerinde de ceza ve cehenneme müstahaklık bakımından kadınlarla erkeklerin müsaviliklerini bildiren ilâhi hükümlerden bazıları şunlardır:
     Gerek erkekten, gerek kadından kim, O Mümin olarak iyi amel (ve hareket) de bulunursa hiç şüphesiz onu (Dünyada) çok güzel bir hayat ile yaÅŸatırız ve (o gibilere) her halde yapa geldiklerinin daha güzeliyle ecir veririz.” (Nahl Suresi, 97) ,
     ”Nihayet Rableri onlar (ın duaları) na (şöyle) icabet etti, İçinizden gerek erkek gerek kadınki kiminiz kiminizden (hâsıl olmadır.) (Ali İmran, 135)
     ”Erkekten veya kadından kimde mümin olarak güzel güzel iÅŸlerden (Bir ÅŸey) yararsa, iÅŸte onlar cennete girerler, ve bir çekirdeÄŸin çukurluÄŸu kadar bile haksızlığa, uÄŸratılmazlar.” (Nisa Suresi, 124)
     Kadın ve erkek bütün insanlar, îman bakımından müsavidir ve İlâhi hitâbe hepsi muhatabdırlar:
     ”Şüphesiz ki, (Allah (c.c.)’ın emrine) râm olan erkekler (Allah (C.C.)’ın emrine) râm olan kadınlar.
     İman eden erkeklerle iman eden kadınlar.
     Taate devam eden erkeklerle tâata devam eden kadınlar.
     Sâdık erkeklerle sâdık kadınlar. Sabreden erkeklerle sabreden kadınlar.
     Mütevâzı olan erkeklerle mütevâzı olan kadınlar Sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar. Oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar.
     Gizli yerlerini (haramdan) koruyan erkeklerle gizli yerlerini (haramdan) koruyan kadınlar.
     Allah (c.c.)’ı çok zikreden erkeklerle Allah’ı (C’ C) çok zikreden kadınlar (iÅŸte) bunlar için Allah ((C.C.)I mâğfiret ve büyük mükâfat hazırlamıştır.” (Ahzab Suresi, 35)
     Erkeklerle kadınların, ilâhi hitab ve emrin karşısında müsavi olduklarını beyan eden Kur’an’ı Kerim âyetlerinden örnekler :
     ”Ya Muhammed S.A.V.) Mü’min erkeklere söyle: Gözlerini (harama bakmadan) sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar.” (Nur Suresi, 30)
     ”(Ya Muhammed S.A.V.) Mü’min kadınlarada söyle : Gözlerini (harama bakmadan) sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar.” (Nur Suresi, 31)
     Kadın, erkek gibi aynı gaye için yaratılmıştır. “Ben cinleri de insanları da (baÅŸka bir hikmetle deÄŸil) ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zaryati, 56)
     Bu son âyeti celileyle, kadın ve erkek her ikisine de insan olmaları hesabiyle aynı gâyeyi beyan etmektedir. Hakka inanma, mükellefiyet ve hürriyeti ile ibadet ve taatta bulunmaları bakımından erkeklerle kadınlar aynı haklara ve vazifelere sahiptirler
     Yukarıdaki âyeti celiylelerde beyan edildiği üzere kadınlarla erkekler bir şeye inanma, ilâhi emre muhatap olma, hata ve kusur işleme neticesinde hakka niyaz edip kusurlarının affını dileme ve ilâhi affa mahzar olma bakımından ve daha pek çok hüküm ve haklarda müsâvi oldukları anlaşılmaktadır
Aile ve insan
17 Ekim 2009 HfZ_aLi_1990
Kategori: dini bilgiler
Allah’ın belirlediÄŸi, insanlara rahmet ve birlik kurumu olarak gönderdiÄŸi İslam, fıtrat hukukunu temsil eder.(1) Her insan, ancak bu iI~hi sistem içinde huzur bulur ve kurtuluÅŸa erer.(27
     İslam’ın kaynak kitabı Kur’an, Allah’ın, insan hayatını kadın ve erkeÄŸe dayalı olarak kurduÄŸunu, aralarına karşılıklı bir ünsiyet koyduÄŸunu, onları birbirlerinde sevgi ve sükunet bulacak ÅŸekilde hazırladığını şöyle beyan eder: “O’nun Ayetlerinden biri de kendi cinsinizden sizi cezbeden eÅŸler yaratması, aranıza sevgi ve ÅŸefkat yerleÅŸtirmesidir. Bunda, iyice düşünen bir toplum için mesajlar vardır.”(3) Ayette açıkça belirtildiÄŸi gibi, insan hayatı, aile üzerine kaimdir. Tabii ki bu hayat, iman deÄŸeri ve İslam prensiplerine göre tanzim edilmelidir. İslami hayat pratiÄŸinin, gerek ailede gerekse diÄŸer sosyal ünitelerde takva bilincinin sürekli canlı tutulmasıyla gerçekleÅŸeceÄŸi de şöyle dile getirilir:
     “Ey insanlar! Sizi bir tek canlıdan yaratan, ondan da onun eÅŸini yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üreten Rebbinize karşı gelmekten sakının..”(4)
     İslam fıkhının “sünnet” kavramıyla ifadeye koyduÄŸu evlilik,(5) Peygamber Aleyhisselam tarafından uygulamaya konulmuÅŸ bir fıtrat tavrıdır. Demek ki İslam’a göre evlilik, anlamsız bir fantezi veya imtiyaz deÄŸil, en tabii bir ihtiyaç ve meÅŸru bir hak olmaktadır.
     Müslüman, bir ailenin en önemli ve öncelikli görevi, “Allah’a ÅŸeksiz inanan ve İslam’ı ÅŸirksiz yaÅŸayan kiÅŸilikli insanlar yetiÅŸtirmektir.” Kuran, deÄŸinilen görevin önceliÄŸine şöyle dikkat çeker: “Hani Lokman, oÄŸluna öğüt vererek şöyle demiÅŸti: OÄŸulcuÄŸum, sakın Allah’a ortak koÅŸma. Çünkü Allah’a ortak koÅŸmak (ÅŸirk), büyük bir zulümdür.(6)
Koruyucu Kale: Aile
     Aile kurumunun fert ve toplum hayatında icra ettiÄŸi baÅŸka fonksiyonlar da vardır. Aile, cinsel güdünün denetim ve tanziminde, güzel ahlak ve Adabın kazanılmasında çok önemli bir misyona sahiptir. Evlilikle oluÅŸan aile, tabii arzuların meÅŸru biçimde giderilmesini ve soyu sopu belli nesillerin yetiÅŸtirilmesini saÄŸlar. Aile, sefahat hayatına karşı koruyucu bir kaledir. Çünkü insan tabiatının kendini en iyi biçimde ifade edebildiÄŸi; sevgi, saygı, ÅŸefkat ve fedakarlık gibi yüksek deÄŸerleri realize edip pratiÄŸe dönüştürdüğü yer ailedir. İnsan kiÅŸiliÄŸinin kazanılması, geliÅŸtirilmesi ve olgunlaÅŸması için en uygun iklimi saÄŸlayan aile, bir nevi yüksek ahlak okuludur. Evlilik sonucu oluÅŸan ailenin, insan açısından ne kadar gerekli olduÄŸu, Kur’an’da ÅŸu anlamlı ifadelerle dile getirilir: “.. Onlar (erkekler) kadınlar için giysidir, siz kadınlar da onlar için giysisiniz..”(7) Bu ayet, kadın ve erkeÄŸi birbirlerinin giysileri olarak tanımlamaktadır. BilindiÄŸi gibi elbise vücudu örter, giyeni güzelleÅŸtirir. Elbisesiz insan, kendini eksik ve güvensiz hisseder. Kadın ve erkeÄŸin birbirlerinin giysileri olmaları, evlilik yoluyla gerçekleÅŸir. Çünkü evlilik, eÅŸleri zina ve benzeri pek çok günahlardan korur, maneviyatı kuvvetlendirir ve ahlaki güzelleÅŸtirir.
     Gerek ailede gerekse diğer sosyal ünitelerde İslam eğitimi uygulamalarımız ya lafta kalmış ya da hatalı olmuştur. Bu durumda yapılması gereken ilk iş, kişi ve toplum yapısının en hayati besleyicisi olan aileyi ve diğer kurumları yeniden gözden geçirmek, onları asıl yapı ve fonksiyonlarına kavuşturup İslam insanı yetiştiren kurumlar haline getirmektir
Ailenin Tanımı ve Tabii Faaliyetleri
     Ana – baba ve çocuklardan oluÅŸan, yakın akrabalar vasıtasıyla da daha geniÅŸ bir alana uzanan aile, toplumun bütün katmanlarına etkili olan temel bir ünitedir. Onun en önemli rolü ise, “neslin devamını ve iyi yetiÅŸtirilmesini saÄŸlamaktır”. Ancak ailenin bu faaliyetini sürdürebilmesi, onun düzenli ve uyumlu olmasına baÄŸlıdır. Böyle bir aile, duygusal, sosyal, ekonomik ve ahlaki ÅŸartlar yerine getirilerek kurulabilir. Sadakat, samimi sevgi, ÅŸuurlu itaat ve güzel ahlak gibi yüksek deÄŸerler üzerine kurulmuÅŸ aileler, İslam toplumunun en büyük güvencesidir.
     Aile, toplumsallaÅŸmada da önemli rol oynar. İnsanlar arasındaki akrabalık baÄŸlarını geliÅŸtiren, bu baÄŸlar, büyük ölçüde sosyo – ekonomik dayanışma ve karşılıklı destek haline dönüştüren kurum, ailedir. Yine, nesillerin islami deÄŸerlerle tanışmasına, sosyal deÄŸiÅŸimlerin saÄŸlıklı ve istikrarlı biçimde oluÅŸmasına katkıda bulunan kurumların başında aile gelir. Zaten bir kurumun varlığı, onun etkinliÄŸi ile ölçülür. EtkinliÄŸini yitirmiÅŸ kurumlar, bir bakıma yok gibidir.
Aileye Yönelik Saldırılar
     Günümüzde aile, birtakım çaÄŸdaÅŸ saldırılarla karşı karşıyadır. Çünkü, İslam dışı sistemler ve bu sistemler doÄŸrultusunda oluÅŸturulmuÅŸ kurumlar, aileyi temelinden sarsacak tehlikeler üretmektedir. Özellikle İslam’a düşmanlık ederek kadın haklarını savunduklarını sanan ÅŸehvet tacirleri, her fırsatta evliliÄŸi kötü göstermekte ve ailenin etkinliÄŸini yok etmek istemektedirler. Kadını zevk aleti olarak kullananların kurdukları iblis tuzağına yakalanan çok sayıda insan, aile ve İslam dışı arayışların peÅŸine düşerek çaÄŸdaÅŸlık adına her çeÅŸit günahı iÅŸleyebilmektedir. Ayrıca eÄŸitim kurumları, genç nesillere büyük ölçüde İslam dışı deÄŸerleri taşımakta, kitle-iletiÅŸim araçları da adeta İslam dışı bir hayat tarzı oluÅŸturmaya soyunmuÅŸ bulunmaktadır. Birtakım bağırgan seslerin, “cinsel özgürlük” sloganları atması, ~nikahsız beraberliÄŸin” bazılarınca çaÄŸdaÅŸ yaÅŸamın bir gereÄŸi sayılması gibi olumsuz geliÅŸmeler, aileye yönelik saldırıların ve tehlikelerin hangi boyutlara ulaÅŸtığını gözler önüne sermektedir. İslam’a ve onun önerdiÄŸi evliliÄŸe karşı çıkanlar kadını zevk aleti olarak kullanabilmek için fesat özgürlüğü istemektedirler.
     Bütün bu olumsuzluklar karşısında müslümanlar, inandıkları ve söyledikleri doğruları hayata geçirmek; yeni nesillerin Allah sevgisi ve islami hayatı yaşama arzusu içinde yetiştirilmelerini sağlamak için yılmadan çalışmalıdırlar. Bu çalışmaya, Öncelikle ailede islami bir hayat modeli ortaya koymakla başlanmalıdır. İyi müslümanların geçmişte kaldığını söylemenin artık hiçbir yararı yoktur. Bugün, hayatın her alanında, iyi müslüman örneklerine ihtiyaç vardır. Çünkü dün hazırlanan, bu gün gerçekleşir ve yarını hazırlar.
Gerçeği görmenin ve açıkça söylemenin zamanı gelmiştir.Gerek ailede gerekse diğer sosyal ünitelerde İslam eğitimi uygulamalarımız ya lafta kalmış ya da hatalı olmuştur. Bu durumda yapılması gereken ilk iş, kişi ve toplum yapısının en hayati besleyicisi olan aileyi ve diğer kurumları yeniden gözden geçirmek, onları asli yapı ve fonksiyonlarına kavuşturup İslam insanı yetiştiren kurumlar haline getirmektir.
Dipnotlar:
1) Rum, 30,
2) Bakara, 112, Nisa, 125; Enam, 125,
3) Rum, 21,
4) Nisa, 1,
5) Fetevayı Hindiyye, 1, 267,
6) Lokman, 13,
7) Bakara, 187

