ADALET

15 Ekim 2009 HfZ_aLi_1990  
Kategori: Dini Hikayeler, Genel

İstanbul’un fethinden sonra Hazreti Fatih bütün mahkumları serbest bırakmıştı. Fakat bu mahkumların içinden iki papaz zindandan çıkmak istemediklerini söyleyerek dışarı çıkmadılar. Papazlar Bizans imparatorunun halka yaptığı zülüm ve işkence karşısında ona adalet tavsiye ettikleri için hapse atılmışlardı. Onlar da bir daha hapisten çıkmamaya yemin etmişlerdi.

Durum Hazreti Fatih’e bildirildi. O, asker göndererek, papazları huzuruna davet etti. Papazlar hapisten niçin çıkmak istemediklerini Hazreti Fatih’e de anlattılar. Fatih o dünyaya kahreden iki papaza şöyle hitap etti:

- Sizlere şöyle bir teklifim var: Sizler İslam adaletinin tatbik edildiği memleketimi geziniz, müslüman hakimlerin ve müslüman halkımın davalarını dinleyiniz. Bizde de sizdeki gibi adaletsizlik ve zulüm görürseniz, hemen gelip bana bildiriniz ve sizler de evvelki kararınız gereğince uzlete çekilerek hâlâ küsmekte haklı olduğunu isbat ediniz.

Hazreti Fatih’in bu teklifi papazlar için çok cazip gelmişti. Hemen Padişahtan aldıkları tezkere ile İslam beldelerine seyahate çıktılar. İlk vardıkları yerlerden biri Bursa idi… Bursa’da şöyle bir hadiseyle karşılaştılar:

Bir Müslüman bir yahudiden bir at satın almış, fakat hiçbir kusuru yok diye satılan at hasta imiş. Müslümanın ahırına gelen atın hasta olduğu daha ilk akşamdan anlaşılmış. Müslüman sabırsızlıkla sabahın olmasını beklemiş, sabah olunca da erkenden atını alıp kadının yolunu tutmuş. Fakat olacak ya, o saatte de kadı henüz dairesine gelmemiş olduğundan bir müddet bekledikten sonra adam kadının gelmeyeceğine hükmederek atını alıp ahırına götürmüş. Atını alıp götürmüş ama at da o gece ölmüş.

Hadiseyi daha sonra öğrenen kadı, atı alan müslümanı çağırtıp meseleyi şu şekilde halletmiş:

- Siz ilk geldiğinizde ben makamımda bulunsa idim, sağlam diye satılan atı sahibine iade eder, paranızı alırdım. Fakat ben zamanında makamımda bulunamadığımdan hadisenin bu şekilde gelişmesine madem ki ben sebep oldum, atın ölümünden doğan zararı benim ödemem lazım, deyip atın parasını müslümana vermiş.

Papazlar islam adaletinin bu derece ince olduğunu görünce parmaklarını ısırmışlar ve hiç zorlanmadan bir kimsenin kendi cebinden mal tazmin etmesi karşısında hayret etmişler.

Mahkemeden çıkan papazların yolu İznik’e uğramış. Papazlar orada şöyle bir mahkeme ile karşılaşmışlar:

Bir müslüman diğer bir müslümandan bir tarla satın alarak ekin zamanı tarlayı sürmeye başlar. Kara sabanla tarlayı sürmeye çalışan çiftçinin sabanına biraz sonra ağzına kadar dolu bir küp altın takılmaz mı? Hiç heyecan bile duymayan Müslüman bu altınları küpüyle tarlayı satın aldığı öbür müslümana götürüp teslim etmek ister;

- Kardeşim ben senden tarlanın üstünü satın aldım, altını değil. Eğer sen tarlanın içinde bu kadar altın olduğunu bilseydin herhalde bu fiata bana satmazdın. Al şu altınlarını, der.

Tarlanın ilk sahibi ise daha başka düşünmektedir. O da şöyle söyler:

- Kardeşim yanlış düşünüyorsun. Ben sana tarlayı olduğu gibi, taşı ile toprağı ile beraber sattım. İçini de dışını da bu satışla beraber sana verdiğimden, içinden çıkan altınları almaya hiçbir hakkım yoktur. Bu altınlar senindir dilediğini yap, der. Tarlayı alanla satan anlaşamayınca mesele kadıya, yani mahkemeye intikal eder. Her iki taraf iddialarını kadının huzurunda da tekrarlarlar.

Kadı, her iki şahsada çocukları olup olmadığını sorar. Onlardan birinin kızı birinin de oğlunun olduğunu öğrenir ve oğlanla kızı nikahlayarak altını cehiz olarak verir.

Papazlar daha fazla gezmelerinin lüzumsuz olduğunu anlayıp doğru İstanbul’a Hazreti Fatih’in huzuruna gelirler ve şahit oldukları iki hadiseyi de aynen nakledip şöyle derler:

- Bizler artık inandık ki, bu kadar adalet ve biribirinin hakkına saygı ancak İslam dininde vardır. Böyle bir dinin salikleri başka dinden olanlara bile bir kötülük yapamazlar. Dolayısıyla biz zindana dönme fikrimizden vazgeçtik, sizin idarenizde hiç kimsenin zulme uğramayacağına inanmış bulunuyoruz, derler.

isLami Canlı Kamerali Sohbet Chat

04 Ekim 2009 admin  
Kategori: Genel

islami Sohbet,islam Sohbet,İslam canlı SOhbet

islami Sohbet,islam Sohbet,İslam canlı SOhbet

 

isLami SOhbete Baglanmak için Tıklayınız : isLami Sohbet

Hayz ilmi ve özel günler defteri

22 Eylül 2009 admin  
Kategori: islamLa Kadin

Hayz ilmi ve özel günler defteri

Sual: Hayz ve nifas bilgilerini öğrenmek farz mıdır?
CEVAP
Evet, kadın erkek her Müslümanın, ilmihâl bilgilerini öğrenmesi farzdır. Bunun için kocası kadına öğretmeli, kendisi bilmiyorsa, bilen kadınlardan öğrenmesi için izin vermelidir. Kocası izin vermeyen kadının, ondan izinsiz gidip öğrenmesi gerekir; çünkü abdest, namaz, Kur’an-ı kerim, oruç, hac, baliğ olmak, evlenmek, boşanmak, iddet beklemek gibi hususlar ve ibadetler için, hayz ilmini öğrenmek şarttır.

Bir kız, hayz görmeye başlayınca bâliga, yani kadın olur. Hayz görmeyen kız, 15 yaş tamam olunca, büluğa ermiş [bâliga] olur. 8 yaşını tamamlayan kıza, anasının, anası yoksa ninelerinin, ablalarının, hala ve teyzelerinin hayz ve nifas ilmini öğretmeleri farzdır. Öğretmezlerse, kendileri ve kocaları büyük günaha girerler.

Hayz bilgisi o kadar zor değildir. Zor olsaydı dinimiz, âlim cahil herkesin öğrenmesini emretmezdi. Temel kaideleri öğrenince, anlaşılmayacak bir şey yoktur.

Buhara’da Ahmed bin Hafs isminde bir genç evlenmişti. İlk gece, kız buna, (Hayz ilmini öğrendin mi?) dedi. Hayır deyince, kız “Allahü teâlâ, (Kendinizi ve emrinizde olanları ateşten koruyun) buyurdu. Cahil olan nasıl koruyabilir?” dedi. Bu söz gence çok tesir etti. Hanımını Allahü teâlâya emanet ederek, Merv’de yıllarca ilim tahsil edip âlim olarak evine döndü. Hocası, buna Ebu Hafs-i kebir ismini koydu.

Özel günler defteri
Bir kadının hayz ve temizlik zamanı çok defa, her ay aynı gün ve sayısında olur. Her kadının kendi hayz ve temizlik gün sayılarını yani âdetlerini bilmesi lazımdır. Âdetleri genelde değişmez. Değişirse, yeni âdetlerini [hayz ve temizlik günlerini] ezberlemeli ve her ay özel günler defteri’ne veya bir çizelgeye ayın hangi günlerinde temiz, hangi günlerinde kan geldiğini yazmalı. Kesinlikle bu defteri veya çizelgeyi ihmal etmemeli. Bir kadının hayzlı mı, istihazalı mı olduğu bu defterden anlaşılır.

Hayzla ilgili bazı terimler:
Hayz: Aybaşı veya regl.
Fasit kan: Hayz olmayan, istihaza yani özür olan kan.
İstihaza: Hayz olmayan kanlı günler. Buna özür de denir.
Fasit temizlik: Kan görülmediği halde, hayz kabul edilen günler.
Nifas: Lohusalık hali.
Ayise: Hayzdan kesilmiş, yaşlı kadın demektir. Ayise yaşı, Hanbeli’de 50, Hanefi’de 55, Şafii’de 60, Maliki’de 70’tir. Bu yaşlardan sonra gelen kan, hayz olmaz, istihaza olur.

NOT: Bugünden itibaren, mail grubumuzda, hayz ve nifasla ilgili konularda, inşallah her Perşembe günü bir mail yayınlanacaktır. Örneklerle ve şekillerle anlatılacağı için, anlaşılması çok daha kolaydır. Dikkatlice okunup düzenli takip edilirse, anlaşılmayan hususlar da maille sorulursa, hayz ve nifas bilgileri kolaylıkla öğrenilebilir.

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »

~ Uyari: Sitemiz Diyanet isleri Baskanligi Tarafin'dan Aylik Gozetimin'den Gecmektedir Yorumlarinizi Yaparken Seviyeli Olmaya Ozem Gostelim Lutfen. islami sohbet - dini sohbet - islam Sohbet - islami Sohbet - islami Forum - İslami Sohbet - Musluman - islam - chat - islami sohbet - Sohbet - islami Chat - dini Sohbet -