ŞAHİTLİKTEKİ FARK
18 Ekim 2009 HfZ_aLi_1990
Kategori: aile
1 – ÅžAHİTLİKTEKİ FARK :
     İslâm, hakların ispat ve tespîti için, âdil iki erkeğin veya bir erkek ve iki kadının şahadetini şart kılmıştır.
Bu husus Kur’an’ı Kerimde meâlen şöyle beyan edilmiÅŸtir:
     “Erkeklerinizden iki de şâhit yapın. EÄŸer iki erkek bulunmazsa, o halde râzi (ve doÄŸruluÄŸuna emin) olacağınız ÅŸahidlerden bir erkekle iki kadın (yeter bu suretle) kadınlardan biri unutursa, öbürünün hatırlatması kolay olur. (kolay olur).” (Bakara Suresi, 282)
     Yukarıdaki hükümden anlaşıldığı üzere bir hakkkın ispatı için iki erkek şahitlik yapmadığında, bir erkekle iki kadının şahitlik etmeleri lâzımdır. İki kadın bir erkek yerine kâim oluyor. Bu farkın olması kadınla erkeğin insanlık ve keremliliği ile alâkalı değil ve kadının hürmete liyakâtının, şerefinin aşağılığından da değildir. Malî tasarrufta içtimaî meselelerde, evin ihtiyacını karşılamada ve insanlar arasında vakî olan hâdiselere şâhit olup mahkeme vesair işlerde çok zaman erkekler şâhitlik ettiğinden, bâzı zaman kadınlardan da şâhitlik icap edebileceği muhakkaktır.
     Bizde, irade ve akıl bakımından kadınlar, erkeklerden zayıftır.
     Mahkemelerde ve pek çok hadiselerde kadınlar hazır bulunup şâhitlik etmediğinden böyle bâzı zaman vukû bulan şahitlikler de unutkanlık, hata etmek veya heyecana kapılarak yanlış ifade vermek ihtimaline binaen hâkîmin huzurunda biri hata ettiğinde veya unuttuğunda diğeri hatırlatmak için diğer bir kadının şâhitlik yapması zarureti hasıl olmuş olur.
     İşte yukarda beyan edildiği üzere beşerî ârızalar gibi pek çok sebep ve zarûretlerden dolayı, iki kadın bir erkek makamında kaim olarak hakimin huzurunda şâhitlik yapma zarûreti beyan edilmiştir. Yoksa kadının insâni ve kerem bakımından erkekten noksan olduğundan değildir.
     FAHRUDDİN’İ RÂZİ (R.A.) Tefsiri Kebirinde Kadınlardan biri unutursa, öbürünün hatırlaması (Kolay olur) Cümlesinin mânasını şöyle açıklıyor:
     ” Kadınların yaratılışında yaÅŸlılık ve soÄŸukluk çok olduÄŸundan kadınların tabiatı çok zaman unutkanlık üzerindedir. İki kadının İçtima etmesi ise, bir kadına ârız olan unutmanın meydana gelmesi akılda daha uzaktır. Binaenaleyh iki kadın bir erkek makamına kâimdir.
     Bir ata sözünde : ” Kadınların saçı uzun aklı kısa ” denilmiÅŸtir.
     Erkekle kadınların, din ve akil cihetinden bazı farkların ve kadınların erkeklere nazaran aklın ve dinen noksanlığın olduÄŸunu beyan eden ÅŸer’i delillerden bir tanesinin meâli şöyledir ;
     EBU SAİD’i HUDRİ (R. A.) dan şöyle rivayet edilmiÅŸtir :
     “Bir kurban veya Ramazan Bayramındâ Rasûlullah (S.A.V.) Efendimiz yanımıza namazgaha çıktı. Kadınların yanındân geçti. Ve (onlara) ;
     - “Kadınlar, sadaka veriniz. Zîra bana cehennem halkı gösterildi, çoÄŸu sizler idiniz” buyurdu,
     - (Kadınlar) : “Ya Rasûlullah (S.A.V.) Neden?” diye sordular.
     - Rasûlullah (S.A.V.) :
     - “Çünkü siz (ötekine, berikine) çokça lânet eder ve kocalarınıza karşı küfranı nimet gösterirsiniz. (Ne acâibdirki kendini zabdeden akıllı ve dininde) mazbut kimsenin aklını sizin (aklınız) kadar eksik akıllı ve eksik dinli hiç bir kimsenin gelebildiÄŸini görmedim.n buyurdu (Buhari, Müslim)
     - “(Kadınlar) : Aklımızın ve dinimizin eksikliÄŸi nadir? Yâ Rasûlullah (S.A.V.) dediler.
     - “(Rasûlullah (S.A.V.) ; Kadının ÅŸahâdeti, erkeÄŸin ÅŸahadetinin yarısı deÄŸilmidir?” diye sordu.
     - “(Kadınlar) : Evet” dediler.
     - ” İşte bu aklın eksikliÄŸinden ve (kadın), hayız zamanında namaz ve oruç tutmaz deÄŸilmi?” buyurdular.
     - “Evet” dediler.
     -”İşte bu da dininin eksikliÄŸindendir.” cevabını verdi.
     Burada erkek ve kadınların farklarını beyan eden hüküm bir umumî hükümdür. O umûmi hüküm, kadın ve erkek fertlerinden her ferde doğru olması lâzım gelmez, Nitekim erkeklere taş çıkarır nice kadınlarda vârdır. Hüküm ekseriyete binaendir.
     Dinî noksanlığa gelince, “Amel imandan cüzdür ve iman ziyade ve noksan kabul eder” diyenler bu kelâmı nebeviyeyi zahirine hamledip tevile hacet görmezler. İbadeti eksik olanların dininide eksik sayarlar.
     İmanın âmelden cüz olmadığını kabul edenler ise, imanın esası, İslâm ve dine ziyade ve noksan tertibi mümkün değildir. Binaenaleyh bu ziyade ve noksanlık sıfata râcidir, derler. Yâni îman esaslarına inanışta değil, amel bakımından farklılıklar vardır.
     Şu halde buradaki farkın zâhiri yönden değil kadınların aklî yönden zayıf ve hayız ve nifasdan dolayı âmeli yönden dinen noksan olmasındandır.

