Tesettürde Renk Sınırlaması
15 Ekim 2009 HfZ_aLi_1990
Kategori: dini bilgiler
|
En başta örtünen insan örtüsünün manasını bilecek. Şeffaf bir kumaşla örtünme olmaz. Penye gibi vücuda yapışan bir kumaşla, yanar döner parlak renkli elbiseyle tesettür olmaz. Böyle giyinenlerle insan gözü muhakkak alaka kuruyor. Elbiseyi inceleyeyim derken, vücut hatlarına kayılıyor… Bir hanım tesettürde fakat elbisesi diyor ki, “Bana bak!” Bu olmaz! Rengin önemi yoktur yeter ki, kişiyi cazip göstermesin. İnsan kendini
’a beğendirmeye çalışmalı. Önemli olan bu. Mesela bir hanım manto almış. Kimisi bu mantonun rengini beğenmez, kimisi biçimini, kimisi düğmelerini beğenmez. O hanım şöyle soracak kendine: “Bu mantoyu beğenir mi?” O’dur önemli olan. Bol mu? Uzuvları belli ediyor mu? İçini gösteriyor mu? Rengi canlı mı?
Bir kadının iffetli sayılabilmesi için, örtünmesi yeterli değildir. Kadının bakışları, yürüyüşü, hareketleri… Bunlar tesettürü oluşturan bütünün parçalarıdır. Kur’an’da tesettür, “cilbab” diye geçer. Yani kadının kafasından bir örtü bırakacağız, işte oldu cilbab… Şimdiki hanımlar, modern tesettürlü (!) Modernizm Avrupa’ya aittir. Kanımca böyle hanımları imanları kurtaracak… “Efendim ben öyle kapanamam.” Kapanma. O zaman gelecek tehlikelere de razı ol. Kapalı bir hanım, yolda giden diğer bir kapalı hanımı durdurmuş, şöyle demiş: “O kadar güzel kapanmışsın ki, çok cazip görünüyorsun!” Ceylanı güzelliği için vururlar. En güzel meyveye çok taş atarlar. Altın, değerli olduğu için onu ateşe atıp eritirler. Elmas yontuldukça kıymetlenir. Geyikleri boynuzları için avlarlar. Bazı hayvanlar kürkleri için acımasızca öldürülür. Birçok değerlere sahip olanlar, birçok felaketlere uğrayabilirler. İslamiyet, dünya ve ahiretimizi cennet etmek için vardır. İslamiyet’in dışına çıkansa, avcının ağına düşer! Tesettür, kadının cazibesini artırması değildir…!!! |
|||
|
|
|||
Çıplak yıkanmak
Çıplak yıkanmak
Sual: Erkeklerin yalnızken çıplak veya şortla yıkanması günah mıdır?
CEVAP
Bu konuda üç kavil vardır:
1- Mekruhtur.
2- Küçük yerde caizdir.
3- Caizdir. (Redd-ül muhtar)
İhtiyatlı olmalı, peştamal gibi bir şey ile göbekten dizlere kadar örtmelidir. Peştamal bulunmazsa, şort varsa, Hanbelî mezhebi taklit edilirse, mekruh olmaz. Şort da yok ise, küçük yerde gusletmeye çalışmalıdır. Küçük yer de bulunmazsa, caiz olan kaville amel edilebilir.
Sual: Yıkanırken peştamal veya başka bir şeyle göbekle diz arasını kapatmak gerektiğini biliyorum. Yıkanmaya mahsus uzun don edinmek veya peştamal kullanmak meşakkatli oluyor. Kuzuluk kaplıcalarına yeni geldim. Günde iki sefer küvete girdim. Uzun donun yıkaması, kurutması zor oluyor. İhtiyaç olunca şortla da yıkanırken Hanbeli veya Maliki bu konuda taklit edilemez mi?
CEVAP
Evet ihtiyaç olunca caizdir. Zaruret olması lazım değildir.
Sual: Evde hiç kimse yok iken çıplak durmak ve çıplak yıkanmak günah mıdır?
CEVAP
Evet günahtır. Çünkü yalnız değiliz. Yanımızda, bizi cin ve şeytanlardan koruyan, amellerimizi kamera gibi aletlerle kayda alan melekler vardır. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Bir kimse, iki salih komşusundan nasıl utanıyorsa, gece-gündüz, kendisi ile beraber olan iki melekten de öyle utanmalıdır!) [Beyheki]
(Çıplak durmaktan sakının! Hep sizinle beraber bulunan ve yalnız cimada ve helada ayrılan hafaza meleklerinden utanın ve onlara saygılı olun!) [Tirmizi]
(Yalnızken de, avret yerinizi açmayın! Çünkü yanınızda hiç ayrılmayan [hafaza] melekler vardır. Onlardan utanın ve onlara saygılı olun.) [Eşiat-ül-lemeat]
(Gece guslederken avret yerini açmaktan sakının. Eğer sakınmayan çıkar da, onda delilik alameti görülürse, kendisinden başkasını suçlamasın.) [Hakim]
Biz her zaman Allahü teâlânın huzurundayız ama, namaza dururken Onun huzuruna çıkıyoruz deniyor. Huzura çıkılırken kendimize çeki düzen vermemiz gerekiyor. Bir âyet meali şöyledir:
(Her namaz kılarken, ziynetli [temiz, sevilen, güzel] elbiselerinizi giyiniz.) [Araf 31]
Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Namaz kılarken en iyi elbisenizi giyinin. Allahü teâlâ, kendisi için ziynetlenmeye, süslenmeye en layık olandır.) [Beyheki]
Allahü teâlâ, bizim yeni ve ziynetli elbisemize bakarak bize ve namazımıza değer vermiyor, kalbimize ve niyetimize bakıyor. (Allahü teâlâ, sizin suretlerinize, mallarınıza, bakmaz. Kalblerinize ve amellerinize bakar) mealindeki hadis-i şerifte, Allahü teâlâ, insanın yeni, temiz elbisesine, hayrat ve hasenatına, malına, rütbesine bakarak sevap ve ikram vermez. Bunları ne düşünce ile, ne niyet ile yaptığına bakarak, sevap veya azap verir. Buna rağmen, sırf kendimiz için, dış kıyafetimizin de düzgün olmasını, edep yerlerimizin örtülü olmasını emrediyor.
Allahü teâlâ, namazda da namaz haricinde de elbette bizi görüyor. O halde, ona isyan etmekten, terbiyesizce, edepsizce hareketlerden uzak durmamız gerekir. Yine hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Allahü teâlâ, hayâyı ve örtünmeyi sever. Öyle ise yıkanırken avret yerinizi örtün.) [Ebu Davud]
(Allahü teâlâdan utanmak, insanlardan utanmaktan daha lüzumludur.) [Tirmizi, Nesai]
(Yıkanırken örtünün! Allahü teâlâ, hayâ sahibidir. Utanıp örtüneni sever.) [Nesai]
(Avret yerlerinizi örtün! Yalnız iken de Allahü teâlâdan hayâ edin!) [Tirmizi]
Dinin emri zamanla değişmez
Dinin emri zamanla değişmez
Sual: “Dinin emri ayrı, Arap âdetleri ayrı şeydir. Arabistan çok sıcak olduğu için orada yaşayan insanlar, sıcaktan korunmak amacıyla örtünmüşlerdir. Bu İslamiyet öncesi Arapların bir âdetidir, dinle alakası yoktur. Sonra dinin emri olsa bile Kur’andaki bazı hükümler günümüzde artık geçerli değildir. Toplumun şartlarına göre bazı hükümler değiştirilir” iddiasında gerçeklik payı var mıdır? Tesettür dinin emri midir, yoksa Arap âdeti midir?
CEVAP
İddiada zerre kadar gerçeklik payı olmayıp, söylenilenlerin hepsi yanlıştır.
Birincisi, Dünyanın her yerinde sıcaktan rahatsız olanlar açılıyorlar. Arabistan’da ise, kapandıklarını söylemek tuhaf değil mi?
İkincisi, Arap âdeti demek çok yanlış. Çünkü Araplar, İslamiyet’ten önce, Kâbe’yi bile çıplak tavaf ediyorlardı. Yani açıklık ve hayâsızlık meşhur idi. İslamiyet gelince açık gezmeyi yasakladı.
Üçüncüsü, Kur’an-ı kerim ve hadis-i şerif ile bildirilen hükümler zamanla değişmez. Âdete ait olan hükümler zamanla değişebilir. Tesettür emri âdet değil, dinin bir hükmüdür. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Mümin kadınlara söyle: [Yabancı erkeklere bakmaktan] sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, [el, yüz gibi] görünen kısmı hariç, ziynetlerini [Saç ve gerdan gibi ziynet takılan yerleri] göstermesinler, başörtülerini yakalarına kadar [saç, kulak ve gerdanlarını] örtsünler!) [Nur 31]
Bu âyet-i kerimeden kadınların başörtüsünü sadece yakasına örteceği, baş ve vücudunun diğer yerlerini örtmenin gerekmediği anlaşılabilir. Gözünü neden sakınacak, ırzını nasıl koruyacak, ziynetten maksat nedir? Kına, sürme boya mıdır, altın, gümüş gibi ziynetler midir? Bu hususlar açık değildir, hadis-i şerifle bildirilmiştir. Bir âyet-i kerime meali de şöyledir:
(Ey Nebi, hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına [dışarı çıkarken] cilbablarını [dış elbiselerini] giymelerini söyle! Bu, onların tanınıp, eza edilmemelerine daha uygundur.) [Ahzab 59]
Bu tercümeye bakıp, “Kadın, tanınıp eza edilmemesi için dış elbise giyer. Tanınıp eza edilmezse, çıplak gezebilir” diyenler çıkmıştır. Bu âyetleri Resulullah efendimizin nasıl açıkladığına bakmalıdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Kadının [yüz ve iki elinden başka] bütün bedeni avrettir.) [Mecmaul-enhür, El-mugni]
Bu hadis-i şerifte kadının tesettürü açıkça, bildiriliyor. Kur’an-ı kerimin 17 yerinde Resulullaha (De ki, bana tâbi olun) buyuruluyor. Allahü teâlânın Resulüne tâbi olup Onun bildirdiği şekilde tesettüre riayet etmelidir! Hazret-i Esma, ince elbise ile gelince, Resulullah efendimiz baldızına bakmadı. Mübarek yüzünü çevirip buyurdu ki:
(Ya Esma, bir kız, namaz kılacak yaşa gelince, yüz ve elleri hariç, vücudunu erkeklere gösteremez.) [Ebu Davud]
Hazret-i Âişe validemiz de buyurdu ki:
(İlk muhacir kadınlara Allah rahmet etsin! Tesettür âyeti inince, hemen futalarını yırtıp başlarını örttüler.) [Buhari, Nesai]
Kur’anı kendi görüşüne göre tefsir edip tesettür farzını inkâr etmek küfürdür. Bir kadın açık gezse kâfir olmaz. Fakat kapanmanın lüzumsuz olduğunu söylerse kâfir olur.


’a beğendirmeye çalışmalı. Önemli olan bu. Mesela bir hanım manto almış. Kimisi bu mantonun rengini beğenmez, kimisi biçimini, kimisi düğmelerini beğenmez. O hanım şöyle soracak kendine: “Bu mantoyu